7 Aralık 2023 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin seyrini değiştiren bir dizi diplomatik gelişme meydana geldi.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina’ya gerçekleştirdiği ziyarette Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin 5. Toplantısı gerçekleştirilmiştir.
Bu toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis tarafından ayrıca “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’ne” imza atıldı.
Bu bildirgenin neticesinde;
Türk Vatandaşlarının Doğu Ege’deki on Yunan Adası’nda vizesiz şekilde 7 gün konaklayabilmesinin önü açılmış,
Her iki Tarafın da ilişkilerine, ekonomik alanda iş birliğinin arttırılması ve toplum düzeyinde bağların derinleştirilmesi, böylece iki komşu halkın refahına ve barış içinde bir arada yaşamasına katkıda bulunulması hedefiyle yaklaşacaklarını vurgulanmış ve 15 farklı alanda da anlaşmalar imzalanmıştır.
Geldiğimiz Noktada Türkiye’nin Güvenlik Temelli Kaygıları Giderildi Mi?
Gerek 7 Aralık 2023 tarihinde Yunanistan ile gerekse 23 Ocak 2024 tarihinde İsveç’in NATO’ya kabulüyle Türkiye güvenlik temelli kaygılarının giderilmesi için Batılı ülkelere bir fırsat zemini sunmuştur.
Yunanistan ile “İyi Komşuluk Beyannamesi” imzalayan Türkiye, İsveç’in de NATO şemsiyesi altına girmesini yeşil ışık yakmıştır.
Bu gelişmelerin sonunda ABD Dışişleri Bakanlığı, 27 Ocak 2024 tarihinde Türkiye’ye 40 adet F-16 savaş uçağı ve modernizasyon kiti, Yunanistan’a ise 40 adet F-35 savaş uçağı ve ekipmanlarının satışını onaylayan resmi tebligatları Kongreye gönderdi.
ABD, Türkiye’ye F-16 sağlamayı kabul ederken Yunanistan’ın Hava Kuvvetleri’ni de F-35’lerle güçlendirmiş ve bölgedeki askeri dengeyi açık bir şekilde bozacak denklemin temellerini atmıştır.
Diğer yandan Yunanistan’da imzalanan “İyi Komşuluk Beyannamesi”nin mürekkebi kurumadan Türkiye’yi hedef alan ve tehdit eden demeçler gündeme gelmiştir.
Örneğin;
28 Ocak 2024 tarihinde ise Yunanistan Eski Savunma Bakanı Adonis Georgiadis Yunanistan’ın gerçek yüzünü net bir şekilde şu cümlelerle ortaya koydu;
“Hem F16 V hem de Rafale ve F35’e sahip olan tek ülke olacağız. Bu üstünlükle Türkiye bize meydan okumaya asla cesaret edemeyeceği için sınırlarımız kesinlikle güvende olacak ve barış sağlanacaktır”.
Cümleleriyle Türkiye’nin aleni bir düşman olduğu ve alınan silahların Türkiye hedeflenerek bir saldırı aracı olarak ortaya konulmuştur.

Yunan medyası ise Yunan politikacılarla ortak bir söylem ile ; “Türkiye ABD tarafından vaat edilen uçakları bizim F-35’leri alacağımızdan çok daha önce alacak. bu gerçeğe değinmeden Türkiye ile pembe bir tablo çizmeyelim.” Diyerek bir kere daha Türkiye’nin hedef ülke olduğu ve asla yumuşamaya müsamaha edilmemesi gerektiğini söylemiştir.
Özetle Yunanistan sözde “iyi komşuluk” ilişkilerinin en yüksek seviyede olduğu,
Türkiye ile ortak bildirilerin imzalandığı,
AB üyeliğimizin sözde desteklendiği bir düzlem içerisinde bile Türkiye’nin savunma sanayisine saldırmaktan,
Türkiye ile diplomatik ve ekonomik olarak iyi ilişkiler kuran ülkelere şantaj yapmaktan,
Türkiye’yi elde ettiği askeri araçlarla tehdit etmekten geri durmamıştır.
Yunanistan “İyi Komşuluk Beyannamesi’ne” Ne Kadar Sadık Kaldı?
Türkiye hem güvenlik hem de maddi açıdan Yunanistan’a itimat ederken Yunanistan adeta vites artırmış bir şekilde genişlemeci emellerine ve talep odaklı hareket tarzını her anlamda büyütmüştür.
Aralık ayından itibaren Yunanistan’ın harekat tarzını incelediğimiz de bu durum daha net bir şekilde karşımıza çıkmaktadır;
28 Aralık 2023 tarihli Yunan Medyası manşetleri “İngiltere ve Türkiye’nin kazan-kazan ilişkisi Yunanistan-GKRY için ölümcül riskler barındırıyor.” Manşetleriyle Türkiye’nin savunma sanayii alanında yaptığı uluslararası işbirliklerini hedef almaya başlamıştır.
Türkiye ile ROLLS-ROYCE arasındaki yakın işbirliği, İngiltere’nin Kıbrıs meselesinde, hidrokarbonların işletilmesinde ve Doğu Akdeniz’deki deniz bölgelerinin sınırlandırılmasında Ankara lehine bir konumda duracağını yazan Yunan medyası Türkiye savunma sanayii merkezli şekilde hedef göstermiştir.

4 Ocak 2024 tarihinde ise Türkiye’nin savunma sanayii ihtiyaçlarını hedef almaya devam eden Yunanistan F-35’ler konusunu da sürece dahil ederek taleplerine yönelik adımını genişletmiştir.
4 Ocak 2024 tarihli Yunan medyası “Yunanistan’a verilecek olan F-35’ler Türkiye ile pazarlık kozu!” manşetlerine yer vererek,
“Yunanistan, F35 filosunun tedarikine ilişkin talebini iletmiş olup, satışın onaylanması için Kongre’ye mektup göndererek Türkiye’den münezzeh bir şekilde sürecin resmi olarak başlatılmasını beklemektedir.” İfadeleriyle Türkiye’nin F-35’lere hatta F-16’lara ulaşmaması için yoğun lobi faaliyetleri yürütmeye başlanmıştı.

Türkiye’nin Ticari İşbirliklerine Yunan Baltası Eksik Olmamıştır
6 Ocak 2024 günü ise Yunan medyası ve analistler Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik girişimleri ve savunma sanayi işbirliği adımları hedef alınmaya devam etti…
Yunan medyası “Türkiye ile İngiltere Arasında Yakın İş Birliği Yunanistan ve GKRY İçin Büyük Sorun!” manşetleri ile “Büyük Britanya’nın Türkiye ile yakın ilişkisi Yunanistan ve GKRY’nin çıkarlarıyla çelişiyor.” İfadelerinde bulunarak Türkiye’nin askeri ve iktisadi açıdan elde ettiği önemli gelişmeleri baltalamaya devam etmiştir.
Yunan gazeteleri “İngiltere ile Türkiye arasında ticaret, ekonomi ve savunma sanayisinde yakın işbirliği giderek güçleniyor. Endişelenmeliyiz.” Başlıkları atarak Türkiye’nin F-35 alternatifi sistemlere ve savunma işbirliklerine karşı propagandasını yoğunlaştırdı.

15 Ocak 2024 tarihinde ise Yunan medyasını tamamı Türkiye’nin düzenlediği “Deniz Kurdu Tatbikatı”nı hedef tahtasına koydu.
Yunan medyası; “Türkiye, Deniz Kurdu tatbikatı ile Mavi Vatan’ı dayatmaya çalışıyor! Mavi Vatan ile Kıbrıs’ı izole edip Yunanistan’dan ayırıyorlar, tedarik yollarını kapatıyorlar. GKRY’deki limanları ve altyapıyı acil olarak güçlendirmemiz gerek.” İfadelerinde bulunarak bizde esen bahar ve sözde iyi komşuluk rüzgarlarının birer hayal olduğunu bir kere daha ortaya koymuştur.
Yunan Analist Yannos Charalambidis ise “Türkiye ile balayını derhal sonlandırın” çağrısında bulunmuştur.

Yunanistan Türkiye ve Yunanistan vatandaşı Batı Trakya Türkleri konusunda sıktığı mengeneden de asla taviz vermediği gibi bu sözde “iyi komşuluk” sürecinde de Batı Trakya özelinde ciddi bir set oluşturmuştur.
Yunanistan Türklüğü Ulusal Tehlike Olarak Görüyor
19 Ocak 2024 tarihinde Yunan medyası ve Yunan uzmanlar “Türkiye’nin Batı Trakya’da Türkçe eğitim verecek bir üniversite ya da okul kurmasını ulusal bir tehlike olarak” nitelendirmiştir.
Yunanistan’da eski SYRIZA Hükümeti’nin Bakanı Tryfon Alexiadis katıldığı bir programda “Batı Trakya’da özel Türk üniversiteleri açıldığı takdirde, Ankara onlarca yıllık planını gerçekleştirebilecek. Bunlar son derece tehlikeli ve toprak bütünlüğü de dahil olmak üzere bizim için çok büyük sorunlar yaratacak arka kapılar açıyor!” açıklamasında bulunarak “Türkiye ile iyi geçinme takıntısından vazgeçmeliyiz” ifadelerinde bulundu.

24 Ocak 2024 tarihinde ise Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis’in talimatıyla Türkiye-Libya Deniz Alanları Sınırlandırma Antlaşması’nı şikayet eden bir mektup daha yazdı.
Mektupta; “Söz konusu Türk-Libya “Mutabakatı” ve burada belirtilen koordinatlar, Yunanistan tarafından kategorik olarak reddedildi. Yunanistan tarafından geçersiz ve mevcut olmayan “muhtıra”, Yunan adalarının bu bölgedeki deniz hakları da dahil olmak üzere Uluslararası Deniz Hukukunun temel kurallarının açık bir şekilde ihlalini teşkil ediyor.” ifadesinde bulunarak Türkiye – Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Antlaşmasını şikayet edip, iptalini istedi.

Sonuç yerine;
Türkiye, 2023 Aralık ayından bu yana Yunanistan ile ilişkileri düzeltmek için diplomasi, ekonomi ve hatta askeri alanda geniş bir zemin meydana getirmiştir.
Fakat 1821’den bu yana olan tarih tekrar tekerrür etmiş ve Yunanistan, Türkiye’nin her olumlu yaklaşımını bir taviz fırsatı olarak değerlendirmiştir.
Yukarıda da örneklendiği üzere Yunanistan’ın karasularını hukuksuz şekilde 12 mile çıkarma, 6 mil olması gereken hava sahasını 10 mil olarak uygulama, Türkiye’ye ait Ege Adaları’ndan egemenlik talep etme gibi iddialarından vazgeçmediği halde Türkiye, Yunanistan ile ortak zemin bulma gayretleri içerisine girmiş fakat Yunanistan maksimalist taleplerinden vazgeçmemiştir.
Yunanistan ile mevcut konjonktürde “iyi komşuluk” ilişkisi yürütmenin pek mümkün olmadığı ortadadır.
Yunanistan uzun zamandan beri Türkiye’nin diplomatik ilişkilerde yaşadığı sorunlardan beslenerek elini güçlendirmektedir.
Türkiye ile Mısır arasındaki süreç bunun önemli bir örneğidir. Yunanistan, Türkiye ile Mısır arasındaki krizi fırsat bilerek uluslararası hukuka aykırı bir şekilde 2020 yılında Mısır ile münhasır ekonomik bölge antlaşması imzalamıştır.
Bu örnekten hareketle Türkiye başta Mısır olmak üzere Doğu Akdeniz bölgesindeki ülkelerle münhasır ekonomik bölge anlaşmaları da dahil olmak üzere bağlayıcı ilişkilerini yeniden tesis etmeli ve güçlendirmelidir.
2020 Aralık ayından bu yana Türk sondaj ve sismik araştırma gemileri Doğu Akdeniz’de aktif ve kapsayıcı bir faaliyet yürütmemektedir. Yunanistan’ın Türkiye karşısında saldırganlığını ve maksimizasyon politikasını törpüleyecek en önemli ve makul yol Yunanistan’ın hedefinde olan ülkelerle güçlü ilişkiler tesis etmek ve Yunanistan’ın beslendiği krizlerden kurtulmaktadır.
Güvenlik Bilimleri Uzmanı
Şafak Yıldırım